Ana içeriğe atla

İSLAMİ AÇIDAN YILBAŞI KUTLAMALARI


Bismillah..
Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez.
Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.
Maalesef ki bugün kendisini İslam’a nisbet eden insanların birçoğu din ve dünya ile ilgili birçok hususta yahudileri, hristiyanları ve diğer kâfir toplumları taklit etmekte, onlara benzemeye çalışmakta, onların âdetlerini uygulamakta ve onların bâtıl olan yollarına uymaktadırlar.
Kâfirlere benzeme meselesi genel anlamda müslüman toplumların hayatlarında en büyük tehlikelerden biridir. Bu yazımızda ele almış olduğumuz kâfirlere benzeme şekillerinden biride sözde İslam olan toplumlarda büyük oranda yaygınlık kazanan miladi yılbaşı kutlamasıdır. Yani kâfirlerin diliyle christmas/noel bayramıdır.
Hristiyanlar aralık ayının 25. gününde Meryem oğlu İsa (aleyhisselam)’ın doğduğunu iddia ederek bu uydurma günü yad etmektedirler.  Bu günü bayram günü kabul eder ve toplumlarının da kutlayacağı resmi tatil olarak ilan ederler. Onlara göre İsa (aleyhisselam) Rabdir, Rabbin oğludur ve üçün üçüncüsüdür. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
“Andolsun ki ‘Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesîh’tir’ diyenler kâfir olmuşlardır.” (Mâide, 5/72)
Onlar ve bu kâfir toplumları taklit edenler bu uydurma günde çok çirkin ve kötü işlerde yapmaktadırlar. Bugünde çoğu zaman zina ve ahlaksızlığın eşlik ettiği kadın erkek karışık yılbaşı partileri ve gece eğlenceleri düzenlemekte, dans etmekte, alkollü içkiler tüketmekte ve burada sayamayacağımız daha nice rezillikler yapmaktadırlar.
Müslümanların kâfirlerin bayramlarını kutlaması, bayramlarına katılması, onları tebrik etmesi, onlara tebrik kartı göndermesi, bu bâtıl günlere özel noel ağacı, noel baba oyuncakları alması-satması doğru değildir. 
İslam dininin getirmiş olduğu en önemli esaslardan ve temel ilkelerden biri, müslümanların Allah’ın şeriatından sapan herkese bâtıl akideleri, tahrife uğramış şeriatları, şeriatımıza aykırı bayramları, her türlü sapkın görüşleri, dış görünüşleri, elbiseleri, şekil ve vasıfları, yeme, içme ve konuşma tarzları, onlara has örf, âdet ve gelenekleri.. gibi gerek din gerekse de dünya işlerinde güçlerinin yettiği her konuda onlara muhalefet etmeleri ve onlardan farklı davranmalarıdır
Müslümanların kâfirlere muhalefet etmemesi ve dünyevi işlerde, dış görünüşte kâfirlere benzemesi zamanla niyet, amel ve itikadda da onlara benzemeye yol açacaktır.
Bil ki! Kâfirlere muhalefet etmek başlı başına bir faydadır. Onlara uymak ise hem dinin hem de müslümanın zararınadır, çözülme ve sapmaya götüren sebeblerden biridir. Kim kâfirleri inançlarında, ibadetlerinde, bayramlarında, onlara has olan örf ve âdetlerinde taklit ederse, onlara benzerse o da onlardandır. Kıyamet gününde de onlarla Haşr edilecektir. Özgün olmak gerekir. Kur'an'a uymak gerekir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” (Mâide, 5/51)
Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
“Seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.” (Câsiye, 45/18)
“Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen zalimlerden olursun.” (Bakara, 2/145)
Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
Derleme-Yayın: Real İlim

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  HİKMET   Klasik sözlüklerde  hikmet  kelimesinin (çoğulu  hikem ) “yargıda bulunmak” anlamındaki  hükm  masdarından isim olduğu belirtilir; ayrıca “engellemek, alıkoymak, gemlemek; sağlam olmak” mânalarına gelen  ihkâm  masdarlarıyla anlam ilişkisi kurulur. İbn Düreyd’in tesbitine göre Arapça’daki “el-kelime mine’l-hikme” deyiminde geçen hikmet kelimesinde “alıkoymak, gem vurmak, sakındırmak” anlamı daha çok belirgindir. Zira bu deyimle kastedilen şey insanı iyi olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan alıkoyan sözdür. Böyle ahlâkî muhtevalı özlü sözlere hikmetin yanı sıra  hüküm  de denmektedir (Cemheretü’l-luġa, “ḥkm”). Bu iki kelimenin anlamını birbirine daha da yaklaştıran Cevherî, hikmetin ihkâmla bağlantısı sebebiyle  hakîm  kelimesine hem “işleri gereği gibi sağlam ve kusursuz yapan” hem de “âlim ve ilmî hüküm sahibi” mânalarını vermektedir. İshak b. İbrâhim el-Fârâbî ise hikmetin anlamını kısaca “mânaları idrak ...
KUR'ÂNDAKİ TESETTÜR Sözlükte “örtünmek, kuşanmak; başkaları ile kendisi arasına perde koymak, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek” anlamlarındaki  tesettür , terim olarak ilgilileri ve ölçüleri dinen belirlenmiş örtünme yükümlülüğünü ifade eder. Kelimenin kökünü oluşturan  setr , “örtmek, gizlemek, perdelemek, engel olmak” gibi mânalara gelir. Aynı kökten  sitr  gizlenmeye yarayan engel, perde vb. şeyler için ve mecazen “çekinme, korku, hayâ” anlamında kullanılır. Yine bu kökten türeyen  seter  “kalkan” mânasındadır;  setîr  ve  mestûr  mecazen “iffetli” demektir. Bir hadiste Allah’ın sıfatı olarak geçen setîr (sittîr) kelimesi “örten ve koruyan” şeklinde açıklanmıştır.  Tesettür ayetleri ve açıklaması: A’raf Suresi 26. Ayet :   “ Ey âdemoğulları!” Şu bir gerçektir ki size hem çıplaklığınızı örtecek hem de güzel görünmenizi sağlayacak giyim-kuşam (yapma bilgisini) öğrettik. Ama sizi koruyan ve sakınmaya yarayan takva elbi...
ALLAH'IN NÛR'U Allah Nurunu tamamlayacak mı yoksa tamamladı mı? Bunca ayet ortadayken bir ayeti cımbızlayıp, Allah Nurunu tamamlamamış diye ortaya koyup İsa gelecek, Mehdi gelecek, şu gelecek bu gelecek, şöyle olacak, böyle olacak diyerek yıllarca insanları kandırdılar sanki başka kurtuluş yolları yokmuş gibi. Ve tamamlanmış Nurdan uzaklaştırıp Bâtıl şeylerle meşgul ettiler. Nasıl mı? "Onlar ağızlarıyla (türlü yalan ve iftiralarla, şirk ve inkâr sözleriyle) Allah’ın, nurunu söndürmek (yeryüzünde geçersiz kılmak) istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu, tamamlayacaktır. Çünkü müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için resulünü hidayet ve hak din ile gönderen O'dur." (Saff 8, 9) Bu ayete baktığımızda zalimler Allah'ın nurunu söndürmeye çalışıyorlar diyor.  Allah'ın Nur'unu nasıl söndürmeye çalıştılar/çalışıyorlar? "Küfre sapanlar dediler ki: “Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) gürültü edip yaygara...