KADIN PEYGAMBER GÖNDERİLMEMESİNİN HİKMETİ NEDİR?
Bismillah..
Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.
Kuran ayetlerinde peygamberlerin özelliklerinden birisinin de erkek olmasıdır. "Senden evvel (peygamber olarak) gönderdiklerimiz şehir halkından kendilerine vahy eder olduğumuz rical (erkek) adamlardı."(Yusuf 12/109; ayrıca bk. en-Nahl 16/43; el-Enbiya 21/7.)
Kadınların peygamber olarak gönderilmemesinin hikmeti ne olabilir sorusuna şöyle cevap verilebilir:
1. Peygamberlik ağır bir yük, güç bir vazifedir. Kadın ise yaratılışı itibarıyla nazik ve zayıf olduğundan böyle ağır ve zor bir işin üstesinden gelemez. Çünkü peygamberlik devamlı bir şekilde sabır ve mücadele etmek ister. İstisnasız bütün peygamberler hak dini anlatırken, çeşitli belâlara ve sıkıntılara mâruz kalmışlardır. Hz. Âdem'den Peygamberize(sav) kadar bütün peygamberlere çeşitli iftira ve hakaretler yapılmış, pek çoğu işkence görmüş; başta Hz. Zekeriya, Hz. Yahya olmak üzere yüzlercesi de şehid edilmiştir. Peygamberlerin hepsi de bütün bu zulüm ve eziyetlere karşı tam bir sabır ve tahammül göstermişlerdir. Cenâb-ı Hak böyle zor ve ağır bir vazifeyi kadınlara yüklememiştir.
2. Peygamberler gönderildiği toplumlarda çoğunlukla da kendisine itaat az gelmiş, kavminin putperest reis ve erkekleri tarafından baskıya uğramıştır. Bir kadın olarak kendisine itaat edenin de az olması durumunda erkekler tarafından gelecek şiddet baskı ve alayı kaldırması elbette bir erkeğe göre zor olacaktır. Ayrıca, mesela cahiliye toplumu ve buna benzer toplumlarda, kadınların sözlerini kaale alma, onların fikirlerine değer verme Hz.Muhammed(sav) ve gönderilmiş diğer peygamberler ile birlikte tam olarak oturmuştur. (Ör: Kadınlardan da biat alınması vb.) Onun dışında dünya devletlerinin çoğunda kadının sözüne itibar edilmezdi. Gelen ve uyarıcı yapan bir kişinin de kadın olması devrinin ilgilileri tarafından kaale alınmama nedeni olabilirdi. Kadının, zayıf ve narin duruşu ve sesiyle yükseklere çıkıp halkına tebliğde bulunmasını düşünürsek, öncelikle onu güçsüz görenler hiçbir şekilde peygamberliğine itibar etmezdi.
3. Ayrıca kadının biyolojik yapısının diğer yönleri de bu ağır göreve bir engeldir. Çünkü, nübüvvet vazifesini her ay belirli günler hayızdan dolayı yapamayacak, imamete geçemeyecek, orucunu tutamayacaktı. Ayrıca, hamilelik, çocuk doğurma ve büyütme, loğusalık gibi dönemler işlerin yürütülmesini bütün bütün zorlaşacaktı. Zira çocuğu karnında veya kucağında taşırken, insanları idare edecek ordu kumandanı olacak; strateji tespitinde bulunacak ve fiziki durumunun gereği, bütün boşluklara rağmen, en önde bulunması gerekli olan bir insan kadar çevik hareket edecek. Bunlar sadece bir kısım hikmetleri olabilir. En doğrusunu Allah bilir.
Derleme-Yayın: Real İlim

Yorumlar
Yorum Gönder