VAHİY VE İLHAM
(Bakara 79)
Kendine göre kitap yazıp ilham adı altında bu bana Allah tarafından yazdırıldı demek Allah'a karşı büyük bir iftiradır. Allah tarafından gelen son kitap, hz. Muhammed (s.a.s) vasıtasıyla bize gelen Kur'an'dır. Bundan gayrı ne bir kitap ne de bir peygamber gelmeyecektir. Ve hiç bir kitap Kur'an'la aynı kefeye konulup Kur'andan üstün tutulamaz.
İLHAM
Kelime olarak ilham, “bir şeyi birden yutturmak” anlamında olup, ıstılah olarak “kalbe bir takım mana ve fikirlerin ilkâ edilmesi” anlamında kullanılır.
İnsanın kalbi sadece Rahmanî ilhamlara yönelik bir alıcı durumunda olmayıp, şeytandan da ilham almaya kabiliyetlidir. Bundan dolayı, ilhama mazhar olan kişi, eğer dinin hükümlerini iyi bilmiyorsa, şeytanların oyuncağı olabilir. Kalbine gelen şeytanî ilhamı, Rabbanî zannedip hem sapar, hem de saptırır.
Anlatılır ki, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’a biri “Peygamberlik iddiasında bulunan yalancı Muhtaru’s- Sakafî kendisine vahiy geldiğini iddia ediyor” deyince İbn-i Ömer “Doğru söylemiş” der ve şu âyeti okur:
“Şüphesiz şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmelerini vahyederler.”(En’am, 6/121)
Yani, vesvese yoluyla ilham ederler. Ehl-i imanla mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. (İbnu Kesir, II, 170)
Demek ki, bilhassa şeytan fikirli insanlar, şeytanî ilhamlara maruz kalırlar. Şeytan, ehl-i imana vesvese verip günahlara sevketmek istediği gibi, ehl-i küfre de mesajlar gönderir, ehl-i imanla uğraşmalarını sağlar.
Ben Ümmiyim veya yarı ümmüyim bu kitap bana Allah tarafından yazdırıldı, kendimden birşey yazmadım demek büyük bir yalan ve günahtır. Kendilerini peygamberlikle, kitabını da Kur'anla bir tutma çabasıdır. Bunlara karşı dikkatli olmalıdır. Unutmayalım ki Vahiy ve bazı gayb bilgisi sadece Allahın dilediği melek ve Resullere gelir. Aksini söyleyen aldanmıştır.
"Allah gayba kimseyi muttali kılmaz; ancak dilediği Peygamber müstesna. Çünkü her Peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar." [Cin 26, 27]
VAHİY
Allahın emirler ve yasaklarını, peygamberlerine Cebrail melek vâsıtasıyla veya vasıtasız olarak bildirmesine denir.
Vahyin kaynağı kesin olarak ilâhî olmakla birlikte, ilhamın kaynağı her zaman ilâhî olmayabilir. Onun için, vahiy katî olup, ilham zannîdir. Çünkü, vahiy melek vasıtasıyla gelir. Melekte hata ihtimali yoktur. Fakat kalbin akıl ve nefisle alakası olduğundan, bunlardan etkilenir. Bundan dolayı, o meyanda yanılmalar olabilir.
Vahiyde mündemic olan risalet, bütün beşeriyete aittir. Halbuki ilham, yalnızca buna mazhar olan şahsa mahsustur. Vahiy, bütün âlemi aydınlatan güneş gibidir. Rahmani İlham ise, sadece ilhama mazhar kişiyi aydınlatan bir lamba gibidir.
Vahiy gölgesizdir, safidir, peygamberlere hasdır. İlham ise, gölgelidir. Renkler karışır. İnsandan başka, melekler ve hayvanların da mazhar olduğu bir keyfiyettir.
Vahye mazhar olan peygamber, aldığı vahyi insanlara tebliğle mükellefdir. Hâlbuki bir veli, kalbine gelen ilhamı tebliğe memur değildir. Hatta çoğu kere gizlemesi daha efdal olmaktadır.
Herşeyin en doğrusunu Allah Azze ve Celle bilir.
Yazı ve Yayın: Real İlim
Bismillah..
Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.
"Vay, kitabı elleriyle yazıp da sonra az bir paha ile satabilmek için; bu, Allah katındandır, diyenlerin, ellerinin yazdıklarından dolayı vay onlara! Vay onlara. O kazanmış oldukları yüzünden."(Bakara 79)
Kendine göre kitap yazıp ilham adı altında bu bana Allah tarafından yazdırıldı demek Allah'a karşı büyük bir iftiradır. Allah tarafından gelen son kitap, hz. Muhammed (s.a.s) vasıtasıyla bize gelen Kur'an'dır. Bundan gayrı ne bir kitap ne de bir peygamber gelmeyecektir. Ve hiç bir kitap Kur'an'la aynı kefeye konulup Kur'andan üstün tutulamaz.
İLHAM
Kelime olarak ilham, “bir şeyi birden yutturmak” anlamında olup, ıstılah olarak “kalbe bir takım mana ve fikirlerin ilkâ edilmesi” anlamında kullanılır.
İnsanın kalbi sadece Rahmanî ilhamlara yönelik bir alıcı durumunda olmayıp, şeytandan da ilham almaya kabiliyetlidir. Bundan dolayı, ilhama mazhar olan kişi, eğer dinin hükümlerini iyi bilmiyorsa, şeytanların oyuncağı olabilir. Kalbine gelen şeytanî ilhamı, Rabbanî zannedip hem sapar, hem de saptırır.
Anlatılır ki, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’a biri “Peygamberlik iddiasında bulunan yalancı Muhtaru’s- Sakafî kendisine vahiy geldiğini iddia ediyor” deyince İbn-i Ömer “Doğru söylemiş” der ve şu âyeti okur:
“Şüphesiz şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmelerini vahyederler.”(En’am, 6/121)
Yani, vesvese yoluyla ilham ederler. Ehl-i imanla mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. (İbnu Kesir, II, 170)
Demek ki, bilhassa şeytan fikirli insanlar, şeytanî ilhamlara maruz kalırlar. Şeytan, ehl-i imana vesvese verip günahlara sevketmek istediği gibi, ehl-i küfre de mesajlar gönderir, ehl-i imanla uğraşmalarını sağlar.
Ben Ümmiyim veya yarı ümmüyim bu kitap bana Allah tarafından yazdırıldı, kendimden birşey yazmadım demek büyük bir yalan ve günahtır. Kendilerini peygamberlikle, kitabını da Kur'anla bir tutma çabasıdır. Bunlara karşı dikkatli olmalıdır. Unutmayalım ki Vahiy ve bazı gayb bilgisi sadece Allahın dilediği melek ve Resullere gelir. Aksini söyleyen aldanmıştır.
"Allah gayba kimseyi muttali kılmaz; ancak dilediği Peygamber müstesna. Çünkü her Peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar." [Cin 26, 27]
VAHİY
Allahın emirler ve yasaklarını, peygamberlerine Cebrail melek vâsıtasıyla veya vasıtasız olarak bildirmesine denir.
Vahyin kaynağı kesin olarak ilâhî olmakla birlikte, ilhamın kaynağı her zaman ilâhî olmayabilir. Onun için, vahiy katî olup, ilham zannîdir. Çünkü, vahiy melek vasıtasıyla gelir. Melekte hata ihtimali yoktur. Fakat kalbin akıl ve nefisle alakası olduğundan, bunlardan etkilenir. Bundan dolayı, o meyanda yanılmalar olabilir.
Vahiyde mündemic olan risalet, bütün beşeriyete aittir. Halbuki ilham, yalnızca buna mazhar olan şahsa mahsustur. Vahiy, bütün âlemi aydınlatan güneş gibidir. Rahmani İlham ise, sadece ilhama mazhar kişiyi aydınlatan bir lamba gibidir.
Vahiy gölgesizdir, safidir, peygamberlere hasdır. İlham ise, gölgelidir. Renkler karışır. İnsandan başka, melekler ve hayvanların da mazhar olduğu bir keyfiyettir.
Vahye mazhar olan peygamber, aldığı vahyi insanlara tebliğle mükellefdir. Hâlbuki bir veli, kalbine gelen ilhamı tebliğe memur değildir. Hatta çoğu kere gizlemesi daha efdal olmaktadır.
Herşeyin en doğrusunu Allah Azze ve Celle bilir.
Yazı ve Yayın: Real İlim

Yorumlar
Yorum Gönder