ÖLÜYE KUR'AN OKUNUR MU?
Ölen kişinin arkasından okunan Kur’an-ı Kerim’in ölüye bir etkisi söz konusu değildir. Bununla ilgili hiçbir delil bulunmamaktadır.
Çünkü Kur'an okumak, namaz, oruç gibi bir ibadettir. Nasıl ki başkası için namaz kılıp oruç tutmuyorsanız ve bunların sevabı ölüye gitmiyorsa Kur'an okumak da aynen böyledir. Yani Kur'anın hayrı ve sevabı onu okuyan, onunla amel eden ve onu başkalarına öğreten kişiyedir.
Çünkü Kur'an okumak, namaz, oruç gibi bir ibadettir. Nasıl ki başkası için namaz kılıp oruç tutmuyorsanız ve bunların sevabı ölüye gitmiyorsa Kur'an okumak da aynen böyledir. Yani Kur'anın hayrı ve sevabı onu okuyan, onunla amel eden ve onu başkalarına öğreten kişiyedir.
“Kur’ân-ı Kerim’den tek bir harf okuyana bile sevap vardır. Her hasene on misliyle değerlendirilir. Ben 'Elif Lâm Mîm' bir harf demiyorum. Aksine 'Elif' bir harf, 'Lâm' bir harf, 'Mîm' de bir harftir.” (Tirmizî, Sevabü’l-Kur’ân, 16)
"Kur'ân-ı Kerim'i maharetle okuyan bir insan, Kirâmen Kâtibin melekleri seviyesinde olur. Onu o seviyede beceremeyen, fakat halis bir niyet ile okumağa çalışan, okurken de kem küm edip dili dolaşan ve Kur'ân'ı okumak ona zor geldiği halde okuyan insana da iki sevap vardır." (Buharî, Tevnid, 52; Müslim, Müsafirûn, 244)
Bu hadislerde de Kur'an okumanın bir ibadet olduğunu anlıyoruz. Çünkü insanı Allaha yaklaştıran her amel bir ibadettir. Ve ibadetler başkası için veya başkası adına yapılmaz.
Yoksa sağ iken Kur'an okumayan ve onunla amel etmeyen bir kişiye öldükten sonra başkasının onun için okuduğu Kur'anın ne faydası olur?
Nebîmize nispet edilen bu rivayet şöyledir:
“Ölülerinizin ardından Yasin okuyun (اقرءوا { يس } على موتاكم ).” (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 24; İbn Mâce, Cenâiz, 4)
Bu rivayetin zayıf olduğunu çeşitli hadis âlimleri eserlerinde zikretmektedirler. Ebu Bekr İbnü’l-Arabî, Dârekutnî’nin bu rivayetle ilgili olarak “Bu hadisin isnadı zayıftır, metni meçhuldür, bu konuda sahih bir hadis yoktur.” dediğini rivayet etmiştir: (İbn Hacer, et-Telhîsu’l-Habîr, c: 2, s. 244-245. Ayrıca bkz: Mizzi, Tuhfetü’l-Eşrâf, c: 8, s. 465; İbnü’l-Kattân, Beyânü’l-Vehm ve’l-Îhâmi’l-Vâkıayn fî Kitâbi’l-Ahkâm, c: 5, s. 49).
Zayıf hadisler de dini konularda delil olamaz.
Bu hadis sahih olsa bile burada peygamberimizin kast ettiği sekarattaki ölüdür. Sekarattaki yani ölmek üzere olan ölülerin yanında Bakara süresi, Yasin süresi okunabilir ve Kelime-i Şehadet telkin edilebilir. Çünkü şeytan ölmek üzere olan bir müslümanı da son nefeste imansız ölmesi için elinden geleni yapar.
Ebû Sa’îd el-Hudrî radýyallahu anh’den rivayet edildiðine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Ölmek üzere olanlarınıza Lâ ilâhe illallah demeyi telkin ediniz!” (Müslim, Cenâiz 1, 2.Ayrýca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16; Tirmizî, Cenâiz 7; Nesâî, Cenâiz 4; İbni Mâce, Cenâiz 3)
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz! Muhakkak şeytan, içinde Bakara Suresi okunan evden kaçar!’ buyurdu.” (Müslim 780/212, Tirmizi 3036)
Fakat bizden önceki müslüman kardeşlerimiz için hayır dualar etmemizi bizzat Allah Teala bizlere tavsiye etmiş, Nebimiz de bu yöndeki uygulamaları ile bizlere örnek olmuştur.
Allah Teala şöyle buyurur:
“Onlardan sonra gelenler: «Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin» derler.” (Haşr, 59/10)
Kıldığımız her namazın sonunda şu duayı okumamız tavsiye edilmiştir:
“Rabbimiz; hesabın görüldüğü günde beni, anamı, babamı ve tüm mü’minleri bağışla.” (İbrahim, 14/41)
Ebû Üseyd Mâlik İbni Rebîa es-Sâidî radıyallahu anh şöyle dedi: Bir gün biz Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunda otururken Selemeoğulları kabilesinden bir adam çıkageldi ve:
– Yâ Resûlallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı? diye sordu.
Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:
– " Evet, onlar için dua eder günahlarının bağışlanmasını dilersin, vasiyetlerini yerine getirirsin, akrabasını koruyup gözetirsin, dostlarına da ikramda bulunursun.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 120; İbn Mâce, Edeb, 2)
Resulallah şöyle buyurdu:
"İnsan öldüğü zaman amel işlemesi kesilir. Ancak üç şey bundan müstesnadır. Sadaka-i cariye, kendisinden yararlanılan ilim veya kendisine hayır dua eden salih çocuk." (Dârimi, Mukaddime, 46).
Sadaki-i Cariye: Kişinin ölmeden önce sürekli sevap kazandıracak
hayır ve amellerdir; yol, köprü, çeşme, mescid, yoksullar için aş evi... vb.
"Kim iyi bir çığır açarsa, bununla amel edenlerin ecri kadar ecri bu çığırı açan alır. Kötü bir çığır açan da, bununla amel edenlerin günahı kadar günahı yüklenir." (1Müslim, İlim, 15; Zekât, 69; Nesâî, Zekât, 64; İbn Mâce, Mukaddime,14; Dârimî, Mukaddime, 44; Ahmed b. Hanbel, IV, 357, 359-361, 362).
Velhasıl öldükten sonra kişiye tek fayda sağlayacak olan Sahih imanı ve salih amelleri olacak.
Kur’an ölüler için değil; yaşayan insanlar için indirilmiştir. Allah Teala şöyle buyurmuştur:
“Biz ona şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah’tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.” (Yasin, 36/69-70)
Kur’ân’ın sevabı ancak onu anlayarak okuyan ve yaşamaya çalışan kişiye aittir. Ancak ölen kimse hayatta iken başka bir kimseye Kur’an okumayı öğretmişse veya öğrenmesine vesile olmuşsa, o öğrettiği kimse Kur’an’ı her okuduğunda o kimseye de sevap yazılır. Bu da zaten o güzel amele vesile olmanın sevabıdır. Bunu da bir önceki hadiste açıklamıştık.
Mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okumaya gelince, bu sünnette aslı olmayan hususlardandır! Kabirde, Kur’an’ı Kerim okumak meşru olsaydı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı ve ashabına da öğretirdi. Sahih ve Sünnet olan mezarlığa gidince müslüman ölüye sadece rahmet okumak ve dua etmektir.
Derleyen: Real İlim

Yorumlar
Yorum Gönder