Ana içeriğe atla
ŞAHSİYETİNİZİ KORUYUN!
Müslüman gençler! Bugün sorunumuz, namazsızlık, başörtüsüzlük değil, namazlı, başörtülü Müslümanlarda örnek şahsiyet olabilme sorunudur.  Bugün sorunumuz, Müslüman kıtlığı sorunu değil, sıkışınca yalan söyleyebilen, kafası bozulunca küfür edebilen, dara düşünce faiz yiyebilen, ilk fırsatta kul hakkına girebilen, iftira atabilen, yeri gelince harama bakabilen, eminliğini kaybeden Müslüman bolluğu sorunudur. Bugün sorunumuz, makamlarımızın, mallarımızın, gücümüzün olmaması sorunu değil, mal ve makam uğrunda tüm değerlerinden vazgeçebilen, güce göre eğilip bükülebilen, hakkı sadece garibana karşı haykırabilen, adaleti sadece güçsüze uygulayabilen, dün söylediğini bugün inkâr edebilen, şahsiyetini kaybetmiş Müslüman sorunudur.

Bugün sorunumuz, ilimsizlik, âlimsizlik, bilgisizlik değil, ilminin vakarını koruyamayan, haksızlıklar karşısında âlimliğin hakkını veremeyen, bilmesine rağmen susmayı tercih edebilen Müslüman sorunudur. İşte bu nedenle şahsiyetinizi koruyun! Çünkü böyle bir zamanda neye mal olursa olsun şahsiyetinizi ve duruşunuzu koruyabilmek sizin en büyük cihadınızdır.  Şahsiyetinizi koruyun! Çünkü biz, dalkavukluğu, yağcılığı, yalakalığı, korkaklığı, tembelliği ve gafleti reddeden bir dinin mensuplarıyız. Pısırık, mıymıntı, sürekli sızlanan, mazeret üreten, beceriksiz, inisiyatif alamayan, menfaatçi, silik bir Müslüman olmayın! Aliya İzzet Begoviç’in, “İslam, korkakların değil, cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir” haykırışını hiç aklınızdan çıkarmayın.

Taklitçi değil, hakiki/orijinal bir Müslüman olmaya bakın! İnsanların nazarında popüler olmak için değil, Allah’ın nazarında iyi bir kul olmak için gayret edin. Kendi değerleriniz dururken başkalarının değerlerine hayran olmayın. İslam’ın övmediğini övmeyin, Allah’ın razı olmadığından razı olmayın. İslami prensipleri hafife alanların reklâmını yapmayın. İslam düşmanlarıyla uzlaşmak için çırpınmayın.  Hafif Müslüman olmayın! Duruşunuzu ve kimliğinizi koruyun! Şahsiyetinizi düşürecek laubaliliklerden ve ciddiyetsizliklerden uzak durun. Sosyal medya paylaşımlarınız da dâhil her şeyiniz Müslüman bir şahsiyete yakışır şekilde olsun! 
Nefisinizi dizginleyin! Yemenize, içmenize, uykunuza dikkat edin. Nefsin fısıltılarına kulak asmayın! Şeytanın adımlarını takip etmeyin! 

Gösteriş budalası olmayın! Kaporta değil, ruh adamı olun! En büyük sermayeniz ameliniz olsun. Malınızla, makamınızla, bağlantılarınızla, giysinizle, kıyafetinizle değil, amellerinizle yükselmeye bakın!

İzzeti ve şerefi de sadece Allah katında arayın! Şahsiyetsiz insanların seviyesine inmeyin! Bilin ki, kulun şerefi ve izzeti şahsiyetini korumada ve güzel ahlakla muamele etmededir. 

Laf mücahidi ve poz mücahidi olmaktan kaçının! İş adamı olun, işin korktuğu adam olun! Çalışmayı, gayreti, İslam’ı, davayı, hakkı, adaleti ve hakikati başkalarına tavsiye ederken kendinizi unutmayın! 

Yazan: Abdulaziz Kıranşal



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

  HİKMET   Klasik sözlüklerde  hikmet  kelimesinin (çoğulu  hikem ) “yargıda bulunmak” anlamındaki  hükm  masdarından isim olduğu belirtilir; ayrıca “engellemek, alıkoymak, gemlemek; sağlam olmak” mânalarına gelen  ihkâm  masdarlarıyla anlam ilişkisi kurulur. İbn Düreyd’in tesbitine göre Arapça’daki “el-kelime mine’l-hikme” deyiminde geçen hikmet kelimesinde “alıkoymak, gem vurmak, sakındırmak” anlamı daha çok belirgindir. Zira bu deyimle kastedilen şey insanı iyi olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan alıkoyan sözdür. Böyle ahlâkî muhtevalı özlü sözlere hikmetin yanı sıra  hüküm  de denmektedir (Cemheretü’l-luġa, “ḥkm”). Bu iki kelimenin anlamını birbirine daha da yaklaştıran Cevherî, hikmetin ihkâmla bağlantısı sebebiyle  hakîm  kelimesine hem “işleri gereği gibi sağlam ve kusursuz yapan” hem de “âlim ve ilmî hüküm sahibi” mânalarını vermektedir. İshak b. İbrâhim el-Fârâbî ise hikmetin anlamını kısaca “mânaları idrak ...
KUR'ÂNDAKİ TESETTÜR Sözlükte “örtünmek, kuşanmak; başkaları ile kendisi arasına perde koymak, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek” anlamlarındaki  tesettür , terim olarak ilgilileri ve ölçüleri dinen belirlenmiş örtünme yükümlülüğünü ifade eder. Kelimenin kökünü oluşturan  setr , “örtmek, gizlemek, perdelemek, engel olmak” gibi mânalara gelir. Aynı kökten  sitr  gizlenmeye yarayan engel, perde vb. şeyler için ve mecazen “çekinme, korku, hayâ” anlamında kullanılır. Yine bu kökten türeyen  seter  “kalkan” mânasındadır;  setîr  ve  mestûr  mecazen “iffetli” demektir. Bir hadiste Allah’ın sıfatı olarak geçen setîr (sittîr) kelimesi “örten ve koruyan” şeklinde açıklanmıştır.  Tesettür ayetleri ve açıklaması: A’raf Suresi 26. Ayet :   “ Ey âdemoğulları!” Şu bir gerçektir ki size hem çıplaklığınızı örtecek hem de güzel görünmenizi sağlayacak giyim-kuşam (yapma bilgisini) öğrettik. Ama sizi koruyan ve sakınmaya yarayan takva elbi...
ALLAH'IN NÛR'U Allah Nurunu tamamlayacak mı yoksa tamamladı mı? Bunca ayet ortadayken bir ayeti cımbızlayıp, Allah Nurunu tamamlamamış diye ortaya koyup İsa gelecek, Mehdi gelecek, şu gelecek bu gelecek, şöyle olacak, böyle olacak diyerek yıllarca insanları kandırdılar sanki başka kurtuluş yolları yokmuş gibi. Ve tamamlanmış Nurdan uzaklaştırıp Bâtıl şeylerle meşgul ettiler. Nasıl mı? "Onlar ağızlarıyla (türlü yalan ve iftiralarla, şirk ve inkâr sözleriyle) Allah’ın, nurunu söndürmek (yeryüzünde geçersiz kılmak) istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu, tamamlayacaktır. Çünkü müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için resulünü hidayet ve hak din ile gönderen O'dur." (Saff 8, 9) Bu ayete baktığımızda zalimler Allah'ın nurunu söndürmeye çalışıyorlar diyor.  Allah'ın Nur'unu nasıl söndürmeye çalıştılar/çalışıyorlar? "Küfre sapanlar dediler ki: “Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) gürültü edip yaygara...