AKIL SAHİPLERİ
Her insanda bulunan aklın hayatta ki karşılığının ne
olduğunu hiç düşündük mü? Akıl sadece matematik, fen vb. işlemleri kullanmak için araç mıydı yoksa yaratılış olarak yegane bir amacı var
mıydı?
İnsanı diğer
canlılardan farklı kılan özelliklerden biri “akıl”dır. Aklın birçok kelime
anlamı olduğu gibi bir diğer anlamı ise “fark etmek” tir. Hayatı ve içinde
yaşanılan olayları olduğu gibi kabul etmektense, akıl sahibi bir varlık olan
insanın neden ve nasıl sorularına cevap araması olması gereken bir durumdur.
Neden bu dünyaya gönderildim? Her günü ve olayları tekrar
etmek için mi yoksa daha önemli bir amacı var mıydı bu gezegen de olmamın? Nasıl
bulabilirdim bu olası soruların cevabını? Bu evrenin ve içerisinde hayat bulan
tüm varlıkların bir yaratıcısı olduğu gibi onların nasıl yaşamaları gerektiğini
bildiren bir kaynak, kılavuz ve rehber de elbette vardır. Nasıl ki dünyada insanların yaşam
standartları içerisinde yeni bir karar alındığında eski alınan kararların bir
hükmü kalmıyorsa, dini açıdan da diğer dinlerin tahrif edilmesi sonucu İslam’ın gelmesi ile de diğer dinlerin hükmü
ortadan kalkmıştır. Bu nedenle yukarıda yazmış olduğumuz soruların cevabını en
doğru şekilde bulabileceğimiz kaynak İslam Dinine ait olan Kur’an ve Sahih Sünnetler ile olacaktır. Buna göre
aklın üstün özellikleri, bizzat Kur’an’da anlatılmıştır.
► Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı emrinize amade
kılmış (hizmetinize sunmuştur). Yıldızlar da O’nun emriyle boyun eğdirilmiş
(insanlara hizmetkâr kılınmıştır). Şüphesiz ki akıl eden bir topluluk için bunda
ayetler vardır. (16/Nahl 12)
► Allah’ın gökyüzünden su indirip, onu
yeryüzünde var olan kaynaklara akıttığını görmedin mi? Sonra da onunla farklı
renklerden ekinler çıkarır, sonra o kurur ve sen onu sararmış görürsün. Sonra
da onu, kuruyup dökülen çer çöp hâline getirir. Şüphesiz ki bunda (dünya
hayatının geçiciliğine dair), akıl sahipleri için bir öğüt vardır. (39/Zümer
21)
İslam Dininde insan, yaratılmış varlıkların en şereflisi ve üstünüdür. İnsan aklı ve iradesi olan bir varlıktır. Onda düşünme, konuşma yeteneği vardır. Bu bakımdan o, aklını kullanarak bütün olup bitenleri değerlendirebilir. İnsan; gerek beden bakımından , gerekse ruhi yönden Allah’ın yarattığı mükemmel bir varlıktır. Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde buna işaret edilir. Görülmektedir ki, insanın en belirgin özelliği düşünen bir varlık olmasıdır. Kur’an ısrarla insanların düşünmesini, aklını kullanmasını ve ibret almasını istemekte, her duyduğunu araştırmadan, sorgulamadan körü körüne inanmaması gerektiğini söylemektedir. Düşünmeyen aklını kullanmayan kimseleri şiddetle eleştirmektedir ;
► Sen, onların çoğunun dinleyip aklettiğini mi
sanıyorsun? Onlar, yalnızca hayvanlar gibilerdir. Hayır, hayır yolca daha
sapkınlardır. (25/Furkân, 44)
Yukarıdaki ayette de görüldüğü gibi insanın
aklı olduğu halde aklını kullanmadığına dair vurgu yapılmaktadır. Buna göre
hayvan ve insan arasındaki farka bakalım; hayvanlar iç güdüleri ile hareket
ederken, insan akıl ve düşüncesiyle hareket eder. Yani hayvanlar da günlük
ihtiyacını giderir; yer, içer, uyur ve çoğalır. İnsan da kısmen öyledir fakat onu
diğer varlıklardan ayıran üstün özellik düşünme/akletmedir; Onu kimin
yarattığını, yerden yemişleri kimin çıkardığını, aldığı oksijeni kimin
sağladığını, kalbinin uyku dahil her an kim tarafından çalıştırıldığını, organlarının
belli bir sistematiğe göre çalışmasının kimin kontrolünde olduğu gibi birçok ve
sayılamayacak eylemin gerçekleşmesi tabi ki bir güç ile mümkündür. Burada ifade
ettiğim her şey insanın aklını kullanarak düşünmesi ile bulabileceği olgulardır
aksi halde insanın ne yazık ki ayette geçen “Onlar, yalnızca hayvanlar
gibilerdir. Hayır, hayır yolca daha sapkınlardır." (25/Furkân, 44) ifadesini
kullanmak olası bir durum halini alır.
İnsanın olduğu her yerde akıl birinci derecede
etkin olmak durumundadır. Bu konuda Gazali aklın dört türlü kullanımından
bahseder. Birincisi, akıl bizi hayvanlardan ayırarak bilimin gelişmesini mümkün
kılar. İkincisi, imkan ve imkansızlığı idrak eder. Üçüncüsü, akıl aynı zamanda
tecrübenin ortaya koyduğu bilgiyle özdeşleştirilir. Son olarak da akıl, insanın
pratik amaçlarını yerine getirmedeki ölçülülük ve yeterliliği sağlar.
Görülüyor ki, akıl devre dışı kaldığı zaman ne insanlıktan nede dinden söz edilebilir. İnsanın fıtratına/yapısına uygun din olan İslam Dininde aklın önemli bir yeri vardır. İnsanın inancı, hürriyeti, bilgisi ve tarihi varlık oluşu ondaki akıl sayesindedir. Akıl; hakikatleri anlamak, kavramak ve öğrenmek için verilen büyük bir nimettir. Akıl bu gayelerle doğru kullanılmalıdır. Fakat akıl asla putlaştırılmamalıdır. Zira akıl sınırsız değildir. Belli bir kapasitesi vardır. Aklın sınırlarını zorlayan bir şeye ben kavramadım öyleyse böyle bir şey yoktur diyemez. İşte bur da teslimiyet devreye girer. Bunu da ancak Allah'a kayıtsız şartsız iman eden Müslüman anlar.
KAYNAKLAR
Kur’an meali
Dergipark.org

Rabbim bizleri aklını kullananlardan eylesin.
YanıtlaSilRabbim ilmini artırsın...
YanıtlaSil