Z ve ALFA KUŞAĞI HAKKINDA HER ŞEY
İletişimin en önemli kuralı karşısındakini
olduğu gibi kabul etmektir. Ne yazık ki hepimiz hem iş hayatında hem de aile
yaşantımızda diğerlerini kendimiz gibi görüyor, onlarda aynı düşünce yapısını
ve performansı bekliyoruz. Göremeyince de çatışmaya başlıyoruz. Bu çatışmanın
en önemli nedenlerinden biri de kuşakları anlamamaktan ve kuşak çatışmasından
kaynaklanır. O halde öncelikle kuşak
kavramının ne olduğunu ve belli kuşakların özellikleri neler olduğuna bir bakalım.
Benzer çağ ve
dönemler içinde ortak yaşam şartlarını ve yaşam krizlerini paylaşan, belli
dönemler arasında doğup, yaşayıp ölen kişilere jenerasyon ya da kuşak kavramı
karşılık bulur. Bu sayede o dönemde yaşayan nesiller hakkında ortak
tanımlamalar yapma, ortak çıkarımlarda bulunma ve sorunlarına çözüm bulma adına
daha kolay hareket edilebilmektedir. Kuşakları sadece doğdukları zaman dilimleri baz alınarak sınıflandırmak
doğru olmaz. Aynı zamanda kuşakları oluşturan topluluğun düşünceleri,
hissettikleri ve deneyimlerinin tanımlanması da, onları sınıflandırmak için
kullanılmaktadır. Önemli olaylar, toplumsal eğilimler ve örgüt kültürleri ile
şekillenen çalışma tarzları kuşak farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Bununla
birlikte her kuşak o işin doğru ve yanlışının ne olduğunu kendi bakış açısı ile
geliştirir ve ona göre doğru ve yanlışlarını oluşturmaktadır. Bu durum
örgütlerde bir arada çalışan kuşakların kültür farklılıkları ve iletişim
sorunlarının temelini oluşturmaktadır.
Her bir kuşağın hayatı algılama biçimleri ve farklı iletişim tarzlarıyla
mevcut yaşam ve çalışma alışkanlıklarının dışında davranış biçimleri gösteren
kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Her kuşağın karakteristik
özellikleri, değer yargıları ve
tutumları, güçlü ve zayıf yönleri
vardır.
Bu konuda yapılan araştırmalar tarandığında doğum yılları
baz alındığında şu kuşaklar görülmektedir:
|
Kuşak Adı |
Doğum Yılı |
Kuşak Genel Özellikleri |
|
Geleneksel Kuşak |
1925-1945 |
Dünya savaşları ve ekonomik
sorunlarının içinde doğup büyümüşlerdir. Teknoloji, iletişim, haberleşme,
temizlik gibi birçok temel kavramlar o dönemlerdeki insanlar için lüks
sayılır. Bu da onların yaşama bakışını ve beklentilerini etkilemiştir. |
|
Bebek Patlaması Kuşağı |
1946-1964 |
II. Dünya Savaşı’nın bitmesi ile artan
refah ve gelişen huzur ortamı, insanların yeniden ailelerine yönelmelerini
sağlamıştır. Bu dönemin en karakteristik özelliği çalışmak ve çok üretmektir.
|
|
X Kuşağı |
1965-1979 |
Modadan müziğe birçok alanda yenilikçi
anlayışın hüküm sürdüğü görülür. Saç kesiminden kıyafet tarzına kadar
sıradışılık hakimdir. Yaramaz bir nesil ortaya çıkmaktadır. Biraz da
asidirler. Hiyerarşiye sıkı sıkıya bağlı, otoritenin önemine inanan, değişimden
hoşlanmayan önceki neslin aksine
bağımsızlıkları ile tanınır. Paraya fazla odaklanmış bu kuşakta
bireycilik ve rekabetçilik biraz daha önem kazanmıştır. |
|
Y
Kuşağı |
1980-1999 |
Bu kuşağın ebeveynleri genelde tarımda
uğraşır. Yoklukla mücadele ederek büyümüşlerdir. Bu nedenle kendileri (hem
kadın hem erkek) çalışmaktadır. Yani bu kuşak çalışan anne ve babaya
sahiptirler. Dolayısıyla bakıcıların ve kreşlerin ülkemizde çocuk
yetiştirmede söz sahibi oldukları dönem olmuştur. Teknoloji ile karşılaşan ilk
kuşaktır. (siyah beyaz televizyon, kumandasız televizyon gören kuşak) Günümüzde Y kuşağının eğlence, gezme,
yaşama, yeni şeyler deneme, başarı, para, alışveriş, ne istediğini bilme,
yoğun çalışma, hayallerinin peşinden koşma, sorgulama ve sevdiklerine zaman
ayırma unsurlarına önem verdikleri dikkat çekmektedir. Narsist, bireyci ve
girişimcilerdir. Teknoloji hayatlarında pek çok şeyin simgesi olup otoriteye
saldırgan davranan bir kuşaktır. Özgür olmayı seviyorlar; sık iş
değiştiriyorlar bu nedenle aidiyetleri zayıf, kendilerinin değil,
yeteneklerinin yönetilmesinden hoşlanıyorlar. Kendi gibi insanların çalıştığı
veya satın aldığı şeyler onlar için önemlidir. Teknolojiyi yakından takip eden, internet üzerinden
alışveriş yapan, aynı anda birden
fazla işi yapabilen, farklı kaynak ve araçlardan eş zamanlı gelen bilgileri
kolaylıkla kavrayabilen, özgürlüğüne düşkün, öğrenmeye istekli, ailesine
değer veren, ilişki odaklı, sosyal bilince sahip, işbirlikçi ve sabırsız bir
kuşak. |
|
Z
Kuşağı |
2000-2009 |
Z kuşağı, taşınabilen, hep yanlarında olan
küçük aygıtları, bilgisayar, tabletler, MP4 çalar, i-Pod’lar ve cep
telefonları ile büyümektedir. Tam teknoloji çağı çocukları olan Z
Kuşağına Digital yerlilerde
diyebiliriz. İnsanlık tarihinin el, göz, kulak vb. motor becerileri
senkronizasyonu en yüksek nesli. Yaratıcılığa izin veren aktivitelerden
hoşlanıyorlar. Sonuç odaklılar. Çok diplomalı, uzman ve buluşçu olacaklar.
Tatminsiz, kararsız ve doğuştan tüketiciler. Yalnız yaşamayı tercih
ediyorlar. Adaleti, barış iklimini önemsiyorlar. Benzeşmek istiyorlar,
farklılaşmak değil. Sorgusuz yaşayacaklar, onların iş döneminde her şey
sistemler tarafından yapılıyor, yapay zeka tarafında karar veriliyor olacak.
Bu kuşağın spiritual ruhu yönetilmeli. Hayat standartlarında meydana gelen
değişim ve dönüşümler Z kuşağı bireylerinin diğer kuşaklara nazaran apayrı
bir dünyada yetişmelerini beraberinde getirmiş, özellikle teknolojide meydana
gelen ilerlemeler söz konusu kuşağın bireysel özelliklerinin diğer
kuşaklardan ayrılmasına neden olmuştur. Bu kuşağın tarih boyunca en fazla
eğitim almış kuşak olacağı tahmin ediliyor. |
|
Alfa
Kuşağı |
2010 ve sonrası |
Doğumlarından itibaren dijital
teknolojiler ve araçlarla kuşatılmış bir kuşaktır. Önceki nesillere kıyasla
bilgiye erişimi daha hızlıdır. Paylaşım karşıtı, çok hareketli, gizliliğe
önem vermeyen, oyunu kurallarına uygun oynamayı sevmeyen, sınır çizildiği
takdirde bundan kurtulmaya çalışan bir kuşaktır. Giyilebilir teknolojiyi
tercih eder. Z kuşağı gibi dokunmatik ekrandan hoşlanmaktadır. Deneyim
isteyen bu kuşak anı yaşamayı ister. Alfa kuşağının geçmiş hakkında çok az
bilgisi vardır ve gelecek hakkında pek fikirleri yoktur. Alfa kuşağı sürekli
değişim içerisindedir bu yüzden onları anlamak güçtür. |
Z ve Alfa kuşağını
biraz daha yakından tanımak için bu konu üzerine yapılan bazı araştırmaların
sonuçlarına bakalım:
-
Yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre; “X kuşağı”
akademisyenleri “Y kuşağı” nın
özellikleri hakkında genel olarak olumsuz bir algıya sahip öğrenciler, alt
ölçekten öğrenme yeterliliklerini olumsuz olarak değerlendirmekte, ayrıca
pozitif veya öğrencilerin çalışma özelliklerine ilişkin olumsuz eğilim ve
iletişime sahip bireyler olarak tanıyor. Buna karşılık, “Y kuşağı”
öğrencilerinin “genel X kuşağı akademisyenlerinin kendileriyle etkileşimleri
genellikle olumludur ve öğrenciler bir yandan “X kuşağı” akademisyenlerini
lider, yardımsever/arkadaş canlısı, düşünceli, kararlı, memnun ve uyarıcı
olmayan kişi olarak görüyor.
- Nörobilim kullanılarak yapılan
çalışmalarda; katılımcıların beyin kimyasalları, vücut tepkileri (avuç içi
terleme, kalp atışı, göz bebeklerindeki hareketler) ve 12 duygu durumu
nörobilim araçlarıyla tespit edilerek yürütülüyor. Araştırmanın öne çıkan
bulgularını birlikte inceleyelim…
Z Kuşağı yenilmekten korkuyor! Oyun dünyasındaki başarısızlık
hayatlarını etkiliyor!
Oyun dünyasının hızla gelişmesini sağlayan Z
Kuşağı, aynı zamanda kendi dünyasının merkezine de oyunu koymuş durumda.
Gençlerin büyük çoğunluğu online oyunlar oynamakta ve buna büyük bir zaman
harcamakta… İşin ilginç tarafı yapılan araştırma sonucunda; oyunlardaki
başarısızlığın gençleri gerçek dünyadaki başarısızlıklardan daha fazla
etkilediğini gösterdi. Gençler oyunlarda başarısız olmaktan korkuyor… Gerçek
dünyadaki başarısızlıklarsa oyun dünyasındaki başarısızlıklardan sonra geliyor.
Z Kuşağı video ile iletişim tercih ediyor!
Yapılan araştırma video izlemenin Z kuşağı
gençleri için çok önemli olduğunu gösteriyor. Gençler; Youtube, Netflix,
Instagram gibi video içerikler sunan platformları yoğun olarak kullanıyorlar.
Video kullanımının bu kadar yoğun olması tüketim alışkanlıklarını ve reklam
mecralarını da şüphesiz değiştirecek, gençlere ulaşılan kanalları
farklılaştıracak, yaratıcılığın daha da yükselmesine imkân sağlayacak.
Z Kuşağı; üniversitedeki bölümünü önemsiyor ama eğitimin rahat
bir hayat sağlayacağına inanmıyor
Araştırma kapsamında Z Kuşağının eğitime
bakış açısı da sorgulandı. Araştırma sonuçlarına göre Z Kuşağı öğrencileri
üniversitede bölüm seçiminin çok önemli olduğunu belirtiyor. Öğrenciler kendi
istedikleri bölümde eğitim almak istiyor. Fakat Z Kuşağı kendilerinin bu konuda
yeterince iyi olamayacaklarını düşünüp, ileride rahat bir hayat
yaşayamayacaklarına da inanıyor.
Araştırma sonuçları arasında en çarpıcı
olanlardan biri ise öğrencilerin okudukları bölümlerin önemli olduğunu ancak
verilen eğitim ile iş yaşamının örtüşmediğini düşünmeleri. Aradaki fark nedeni
ile de ileride yeterli kazanca sahip olabileceklerine inanmıyorlar. Bu da
eğitim kurumlarının öğrencilerin bu düşüncelerini dikkate alıp bu soruna
yönelik çözümler bulmalarını gerektiriyor.
Amaçları çok para değil mutluluk! Sosyalleşmek ve gönüllü
çalışmak istiyorlar
Araştırma sonuçlarının en önemlisi
öğrencilerin çok para yerine, sevecekleri işi yapmak istemeleri. Önceki
nesillere göre Z Kuşağının en büyük farkının bu olduğu söylenebilir. Araştırma
sonuçları; gençlerin bölümlerini bitirdiklerinde daha fazla kazanacakları ama
hoşlanmadıkları işler yerine, yemek ve yaşamak için yeterli paraya sahip
olacakları hoşlandıkları işlerde çalışmak istediklerini gösteriyor. Bu sayede
kendilerine daha fazla zaman ayırıp sosyalleşmeyi ve gönüllü organizasyonlara
katılmayı düşünüyorlar.
Yüz yüze eğitimden yanalar
Öğrencilere; pandemi döneminde eğitim
hayatına bakış açılarının ne yönde olduğunu anlamak için sorular yöneltildi.
Yapılan araştırma sonuçlarına göre gençlerin yüzde 81’i online
yerine yüz yüze eğitimi tercih ediyor. Pandemi döneminin sağlık ve güvenlik
önlemi unsurlarını önemsemekle birlikte; psikolojik, sosyolojik ve eğitim
kalitesi açısından üniversitelerin bir an evvel yüz yüze eğitime geçmesi
gerektiğini düşünüyorlar.
Üniversite yaşamını eğlenceli buluyorlar! En büyük sorunları ise
maddiyat!
Öğrencilerin çok büyük bir bölümü
üniversiteyi eğlenceli bir süreç olarak görüyor. Gençler; okudukları bölümlerin
kendilerine maddi olarak parlak bir gelecek sunmayacağına inansa da
üniversitenin yaşamlarına pozitif değişimin eğlence ve sosyalleşme kattığını
düşünüyorlar. Bu sosyalleşme ve eğlence; öğrencilerin karakterini ve hayata
bakış açılarını şekillendiren önemli etkenlerden biri oluyor.
Gençlerin; aldıkları eğitimin iş dünyası
ihtiyaçları karşısında eksik kaldığını düşündüklerini söylemiştik. Yine de
gençlerin üniversite hayatları hakkındaki en büyük sıkıntısı bu değil. Z
Kuşağı’nın üniversite hayatında yaşadığı en büyük sıkıntı ise çektikleri
ekonomik problemler.
Gelecek kaygısı diğer kuşaklara oranla çok daha yüksek!
Araştırma sonuçlarıyla birlikte; Z Kuşağı’nın
gelecek kaygısının önceki kuşaklara göre daha yüksek olduğunu görüyoruz.
Gelecek kaygısı taşıyan Z kuşağı mensubu üniversiteli gençler bunun yanı sıra
önemsiz hissettirildiklerini düşünüyor. Bu kuşağın beklentisi daha toplumcu ve
bireyi değerli kılan bir yaklaşım modeli olması.
Sloganvari söylemlere inanmıyorlar
Sadece siyasette değil eğitim kurumlarında ve
hatta ailelerinde bile geleceğe dair motivasyon için kullanılan sloganvari
sözlere inanmıyorlar… Bu söylemlere karşı antipati geliştirmiş durumdalar.
Kendilerine sunulan her söylemin akılcı bir tabana veya projeye oturmasını
bekliyorlar.
Apolitik değiller!
Yapılan araştırmanın sonuçları; gençlerin
siyaset ve siyasetin işlediği konulara ilgisiz olduğuna dair düşüncelerin ne
kadar yanlış olduğunu gözler önüne seriyor. Gençler bu konulara ilgisiz değil.
Aksine kendileri ile ilgili karar mekanizmalarının bizzat içerisinde olmak
istiyorlar. Ancak siyasi sistemin buna elverişli olmadığını düşünüyorlar. Yani
siyasi sistemin gençliği bu karar mekanizmasından sistematik olarak
uzaklaştırdığı inancındalar. Meclisin ve partilerin yaş ortalamasını buna örnek
olarak gösteriyorlar. Partilerde seçilmişlik hakkı elde eden birkaç gencin
mevcut yapılara oranına bakarak, elde edilen sonucun adil bir temsil olmadığını
savunuyorlar.
Z Kuşağı siyasi liderlerin çalışkan ve güvenilir olanını
istiyor!
Yapılan araştırma Z kuşağının siyasi
liderlerde ne gibi özellikler olmasını istediklerini de gözler önüne serdi. Bu
özelliklerin başında siyasi liderin “Çalışkan ve Güvenilir” olması geliyor.
Bunun yanı sıra refah sahibi olması, yenilikçi ve mevcut koşulları iyi okuması
Z Kuşağı’nın bir liderde olmasını beklediği özellikler içinde yer alıyor.
Babalar hayatının merkezinde!
Araştırma kapsamında katılımcılara 140’ın
üzerinde farklı uyaran gösterilmiş ve bunlara verilen tepkiler analiz edilmiş.
Bu uyaranların etki sıralamalarına bakıldığında, Z kuşağının babaları ile olan
etkileşimi; anne, kardeş, öğretmen, arkadaş vs. göre 3-4 kat daha pozitif etkilenme
olmuştur. Z Kuşağı gençleri babalarından gelen negatif bildirimleri kabul
ederken, anneden gelen negatif bildirimlere tepki göstermektedir. Bu sonuç aile
içi dengelerle ilgili de ilginç bir gösterge oluyor
- --> Barko’nun
dijital yerliler olarak tanımlanan Alfa kuşağını gözlemleyerek ve aileleriyle
görüşerek yapmış olduğu araştırmaya ek olarak Ramadlani ve Wibisono’nun
araştırmaları sonucunda elde edilen bilgilere bir bakalım;
Paylaşımdan
nefret ederler. Her şeyin tek sahibi olmak isterler.
Son derece
aktif ve hareketlidirler.
Mahremiyet
onlar için önemli değildir. Deneyimlerini dünya ile paylaşmak isterler.
Sağlıklı
beslenmenin öneminin farkındadırlar.
Giyilebilir
cihazlara çok ilgilidirler.
Aşırı
tüketim sevmezler. Ebeveynlerin takılarını giysilerini kullanmayı severler.
Daha çok
X ve Z kuşağı ebeveynleri tarafından şımartılırlar.
Erişim
kabiliyetlerinden dolayı girişimcidirler.
Dünyayı
sosyal medya aracılığı ile tanırlar.
Online
alışveriş yapmayı tercih ederler.
Insanlarla
iletişimde neredeyse hiç fiziksel temas kurmazlar.
Aynı
anda iki işi yapamazlar.
Anı
yaşarlar.
Çevresel ve sosyal sorunlarla ilgilenirler.
- --> Ramadlani
ve Wibisono yaptığı bu çalışmalarda henüz çalışma hayatına atılmamış Alfa
kuşağı hakkında şöyle bir tahminleri vardır:
Bilgiye
erişim gücü yüksek olan Alfa kuşağı
diğer kuşaklar arasında en girişimci kuşak olacaktır ve dünya çapında en çok
tanınan yine bu kuşak olacak.
Çalışma
hayatına atılacak olan Alfa kuşağı hiçbir işini sosyal medya olmadan
halledemeyecek. Mesela pazarlama işine giren bu kuşak online web sürümü olan bir site
kurmak isteyecek.
Daha
fazla online alışveriş yapacaklar ve önceki kuşaklara nazaran daha az insan
ilişkileri içinde olacaktır.
Kendi kendilerine yetebilen, her zorluğu bilgi ve becerileri ile aşan ve daha iyi eğitimli bir kuşak olacaktır. Emeklilik ve sosyal güvenceleri olmayacaktır.
Kuşaklararası farklılıklar her dönem
yaşanmış ve bir önceki kuşaklar kendilerinden sonra gelenlerle ilgili genelde
olumsuz senaryolar çıkararak durum değerlendirmesi gerçekleştirmişlerdir. Bu
yeni olmayan durumun örneklerinde de izlenebildiği üzere, yeni nesil kendi
ortamını teşkil ederek yapıyı yeniden dizayn etmiştir. Tam bir bilgi
bombardımanıyla büyüyen Z ve Alfa kuşağının anne ve babasından zaman zaman şu
kelimeleri duyarız ‘Biz bu çocuğa yetişemiyoruz, yetemiyoruz, bu çocukla baş
edemiyoruz. Enerjisi hiç bitmiyor. ‘ Peki neden? Sebebi biz olabilir miyiz? Bu
durumun başka sonuçları var mıdır ya da olacak mıdır? Bu durumda ne yapmalıyım?
O zaman bu durumu biraz inceleyelim.
- Çocuk; her an yeni bir oyuncaktan haberdar oluyor, yeni bir iletişim biçimi - çoğunlukla olumsuz- öğreniyor. Yeni bir masal veya hikaye öğreniyor. Eskiden dedeler öğretirdi, şimdi dedeler de Youtube sayfası açarak öğretiyor. Sayfa açmak, e posta hesabı oluşturmak bu çağın çocuklarının gündeminde yer alıyor. Peki önlemimizi aldık mı? Kendini korumayı öğrettik mi? Nasıl güvenli şifre oluşturulur? Nasıl profil oluşturulur ve onu korur? Bu konuları konuştuk mu çocuklarımızla? Sosyal medya ağlarının çok fazla türü vardır ve hiçbiri 12 yaşından küçük çocuklar için uygun değildir. Akıllı telefon ve tablet kullanımı ise 16 yaşa en uygun zaman dilimidir. Profil fotoğrafına çocuğun tek başına olduğu fotoğraflar koyulmamalı. Şifreleme ebeveynlerle birlikte yapılmalı. Kullanılan internet paketindeki aile filtrelerinin aktif olmasına dikkat edilmeli.
- Bu çocuklar oyuncaklarla oynamıyorlar. Mutlaka dikkatinizi çekmiştir. En fazla yarım saat oynayıp bıkarlar. Bu durumda hemen kendi küçüklüğümüzü hatırlıyor ve şu Alfa kuşağı pek alem deriz. Acaba oyun oynamamalarının sebebi biraz da biz değil miyiz? Çocuk anne ve babasına oyun oynayalım mı diye sorduğunda aldığı cevap genelde hayır/işim var/evi temizlemem gerek/yemek yapmam lazım/yorgunum/geç oldu/odanda oyna/annenle oyna/babanla oyna... lütfen çocuklarımızla az da olsa kaliteli zaman geçirelim. Biz oynamadığımızda çocuk bu gereksinimini sanal alemde karşılamaya çalışıyor. Sanal alemde de neye maruz kalırsa artık. Unutmayalım ki insan sosyal bir varlıktır. Sosyal dolduğundan oyunlardan zevk alır. Oyunun çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişimine katkısı ise paha biçilmez. Kendini gerçekleştiremeyen çocuk içinde şiddetin, yalanın, cinselliğin, hırsızlığın olduğu sosyal mecralara hapsolur. Sonucunda ise olumsuz davranış ve yaşantı örnekleriyle dolu kafası karışan, sinir krizleri geçiren, kavgacı, okul başarısında keskin düşüşler yaşayan, hedefsiz amaçsız, amaçsız ergen evlatlarımız bir tıklama kadar uzağımızda olur. Bu durumu yaşamamak veya yaşanmasını önlemek için öncelikle küçük yaştan itibaren kendisini tanımasına, neleri yapabileceğini fark etmesine, sorunlarla başa çıkmayı öğrenmesine olanak sağlamalısınız. Bunun için sanatsal, sportif veya kültürel faaliyetlerde yer almalı ve başarma duygusunu tatmalı. Çocukluk çağı bitmeden benliğe yüklenen bu olumlu mesajlar, ergenlikte yeni sorgulamaların önüne geçer.
- Birçok çocuk bilgisayar oyunlarına bağımlı olurlar. Neden? Çünkü çocuk kendini o ortamlarda kendini ispatlayacak ortam bulur. Kendini ispat yani ‘benlik gelişimi’ çocuk ve ergenler için önemli bir kavramdır. İlk kez ayağa kalkıp ilk adımı attığımızda hissettiğimiz bir duygudur. Bağımsız olma çabasını, girişimci olma denemelerini bu çağın çocuğu nasıl elde eder? Eğer anne baba yeteri kadar çocuğun benlik gelişimini desteklememişse yani evde her akşam tv programları izleniliyorsa, başka bir iş ile sürekli meşgul olunuyorsa çocuğun kendini keşfetmesine engeldir. Ve çocuk eleştirinin, kuralın olmadığı bir sanal dünya inşa eder. Bu şekilde çocuk kendini var edecek ve ispatlama çabasına girmek için gerçek yaşamdan daha risksiz bir dünyaya kapılmış olur. Bunun sonucunda sürekli bilgisayar oyunu oynayan, müzik eşliğinde çekilen videoların paylaşıldığı bir mecraya hapsetmiş oluyoruz.
- Bu kuşağın bireyleri fazla rahatına düşkündürler kısa yoldan para kazanmanın yollarını bulur. Neden derseniz iş söz konusu olduğunda akla sorumluluk ve riskler gelir. Çocuklar ebeveynlerinden iş yerleriyle ilgili sıkıcı hikayeler dinlerler. Bir anneyi düşünelim: sabah uyandığında hemen işe koşturan, kendine ayıracak çocuğuna ayıracak vakti olmayan, saçını süpürge etmiş, sürekli şikayetçi. Küçük bir çocuk olduğumuzu hayal edelim; bu tablonun içinde yer almak ister miyiz? Ya da bir You tuber olduğumuzu düşünelim iş kavramı, mesai saati size bağlıdır. Bu iş kavramı ile kısa yoldan parada kazanırsınız, zaten oluşturulan içerik faydalı olmak zorunda değil! Işte bu duruma da biraz da ebeveynlerin yarattığı güvenli alanları terk etmekte zorlanan çocukların ya da ebeveynleri oluşturduğu figürden kaçmak isteyen çocukların kapıldığı görülmüştür.
-
Alfa ve Z kuşağı bireyler içinde yaşadıkları
dönem itibarıyla çok fazla ödül sayılabilecek nesnenin çevresinde var
olduklarını bilerek büyümektedir. Ödül adı altında başarılı davranışın ardından
gelen pekiştireç, motivasyonu artırmaktadır. Ancak biz anne ve babalar olarak
bu mekanizmayı çalıştıracak doğru prensipleri uygulamadığımızda ödülün anlamı
ortadan kalkar. O halde nasıl ödül verelim? Duygu odaklı ödüllerle başlayalım .
Yani sarılalım, saçlarını okşayalım, tebrik edelim, kararlarına saygı duyalım; birlikte
eğlenelim, dans edelim, müzik dinleyelim, resim yapalım, tiyatro yapalım,
enstrüman çalalım, tasarım yapalım, oyun oynayalım, yarışma yapalım, kitap
okuyalım, gezelim, yeni şeyler öğrenelim yani yaptığı birçok aktiviteye eşlik
edelim. Aynı zamanda yeri geldiğinde kontrolümüzde olacak şekilde bu
saydıklarımızı tek başına yapmasına izin verelim yani özgürlük alanı
oluşturalım. Dini ve inancı anlayacağı seviyede sevdirerek anlatalım.
Bu Z kuşağının en sorunlu oldukları konulardan biri hem aşırı duygusal olmaları hem de bunu göstermekte zaman zaman sıkıntılı olmalarıdır. Somut ödülleri daha istendik başarıların ardına koyalım ve sayıca azaltalım. Karne hediyesi olarak alınan bilgisayar veya bisiklet gibi. Reklamlarda, gençlik dizilerinde, çizgi filmlerde çeşitli takılar, kıyafetler vs. görüyorlar. Bu izlenmeler çocuğun ya da gencin sürekli bir şeyler istemesine sebep olur. Ancak bu durumu yaparken imkanım çok alıyorum demeyin. Istediğinin hemen yapılmasını yapıldığı takdirde bağlılık oluşturduğu yapılmadığında saldırganlıklar görülür. Bu durumda bu kuşağın en çok zorlandığı konulardan birine dönüşür: Her şeye sahip olmanın verdiği motivasyonsuzluk.
Hz. Alinin dediği gibi; Evlatlarınızı kendi çağınıza göre değil, İslam’a uygun olacak şekilde onların çağına göre yetiştirin...
Konumuzu şu cümle ile tamamlayalım:
“Bugünlerde gençler kontrolden
çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı
saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini
sinirlendiriyorlar…” sizce bu cümle hangi kuşak için söylenmiştir?
Bu cümle, 2361 yıl önce M.Ö. 350 yılında Aristotales tarafından
söylenmiş. Yani o zamandan bu zamana değişen bir şey yok… Kuşaklararası
farklılıklar her dönem yaşanmış ve bir önceki kuşaklar kendilerinden sonra
gelenlerle ilgili genelde olumsuz senaryolar çıkararak durum değerlendirmesi
gerçekleştirmişlerdir. Bu yeni olmayan durumun örneklerinde de izlenebildiği
üzere, yeni nesil kendi ortamını teşkil ederek yapıyı yeniden dizayn etmiştir.
Velhasıl hiçbir kuşak diğerine
göre daha iyi veya daha kötü değildir. Hepsinin iyi olan tarafı da var kötü
olan tarafı da var. Yani kuşakları kötülemek yerine bu kuşakları iyi tanıyıp
ona göre davranıp doğru çözümler ve alternatifler üretmek gerekir.
Yazan: Pınar Baştinç (Real İlim Yazarı)
Kaynakça :
https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/turkiyenin-en-kapsamli-z-kusagi-arastirmasi/
Z Kuşağı Çocuk Yetiştirmek (Emel Seri; Aslıhan Duran Akça) -Kitap
Çocuğum Değişti Peki Ya Ben? (Serkan Volkan Sarı) -Kitap
Dijital Çağda Z Kuşağı Gerçekleri (Duygu Aydı Aslaner - Ahmet Gökçe Aslaner) -Kitap
Yorumlar
Yorum Gönder