Ana içeriğe atla

 KUR'AN VE HADİS AYNI ŞEY Mİ? 

"Hz. Muhammed Kur'an'ın bildirdiği helal ve haramlar dışında bazı helal ve haramlar da bildirebilir. Bu yüzden Allah'ın bildirdiği hüküm ile Resûl'den gelen hadis ve sünnetin arasında hiç bir fark yoktur."

Maalesef insanların çoğunun inancı bu şekildedir ve bu şirk olan yanlış bir inançtır.
Allah ayetlerinde "Hüküm  yalnızca bana aittir (Ra'd 41, Yusuf 40), Ben hükmümde kimseyi ortak etmem (Kehf 26), Ey Nebim! Benden Sana vahyedilene uy! (En'am 106, Yunus 109)" der.
Yani Peygamberimizin helal (serbest) ve haram (Yasak) belirleme yetkisi yoktur. O bir resuldür ve din konusunda asla kendi nefesinden konuşmaz, sadece vahiyle konuşur. Din konusunda konuştuğu ve uygulamalı olarak öğrettiği vahiy ise Kur'an'dır. Ayetlerde geçen "Allah ve Resûlü bir hüküm verdiği zaman...(Ahzab 36), Allah’a ve Resulüne itaat edin...(Nisâ 59)" demek; Resul de hüküm koyar demek değildir. Zaten ben ne dersem elçim onu söyler ve onu uygular, onun hükmü benim hükmüm, ona itaat bana itaattir diyor.
"Hadisler de gizli vahiydir." diyorlar yani onlarda ayettir demek istiyorlar. Yani Allah Kur'an'da olmayan, korunmayan başka ayetlerde(!) göndermiş demek oluyor. O zaman sorarız; Neden korunmamış bu ayetler(!), neden resûl ve 4 halife bu ayetlerin (!) yazılmasına izin vermemiş, yasaklamış, neden 4 asır sonra bu ayetleri(!) yazıyorlar, çok mu önemsizdi? Ve neden bu ayetlerin sahih, zayıf ve uydurma olanları var? Hâşâlillah. Allah asla abes iş yapmaz. Ve Allah’ı bundan tenzih ederiz.
Bu çok yanlış bir inançtır. Kur'an'dan başka bir yasa, hüküm kitabı yoktur. Bütün helal ve haramlar o kitapta açıkça yazılıdır ve Allah o kitabı koruma altına almıştır. Peygamberler de dahil olmak üzere, Allah dışında helal haram, farz vs. belime yetkisi hiç kimsede yoktur, olamaz. Çünkü hüküm yalnızca Allah’ındır. Peygamberler sadece onlara vahyedilen hükmü açık, anlaşılır bir şekilde anlatmak ve nasıl doğru uygulanır onu göstermekle mükelleftir. Örneğin Kur'an da namaz, abdest hakkında bilgi vardır. Ama onu doğru uygulamasını Resûl gösterir. Bize kadar da uygulanagelir. İşte peygamberimizin Kur'an'ı uygulamalı olarak göstermesine Sünnet diyoruz. (Ama mütevatir olarak gelen uygulamalar.)
Mesela Allah diyor:
"Ey mü’minler! Hz. İbrahim’de ve onunla beraber (hareket edenlerde) sizin için (şöyle) güzel bir örnek vardır; hani onlar kendi (sapkın ve azgın) kavimlerine demişlerdi ki:..." (Mümtehine 4)
" Sonra sana vahyettik: 'Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dinine uy!"
(Nahl 123)
Burada da görüyoruz ki Allah İbrabim'e uyun, onun yolundan gidin, onda sizin için örneklik vardır diyor. "Hz. İbrahim'in hadisleri veya ondan gelen bir kitap yok nasıl uyacağız?" diyecek peygamberlere hüküm yetkisi veren insanlar.
Bizde şunu deriz o zaman Allah boşuna mı öyle diyor? Haşa asla.
Allah hz. İbrahim ile ilgili örnek alınması gerekenleri yer yer Kur'an da belirtiyor. Bu şekilde ona uyun, örnek alın diyor. Hz. İbrahim halkına, ona vahyedilen ve bazı sahifelere yazdığı hükümlerle hükmediyordu. O da din konusunda nefesinden konuşmazdı. Vahyi okur ve nasıl doğru uygulanacağını gösterirdi.
Bu peygamberimiz ve diğer bütün Peygamberler için geçerlidir. Hz. Muhammed'e itaat ve ona uyumakta budur. Ona uyulacak her şey Kur'an'da yazılıdır. Onun Sünneti (yolu) Kur'an'dır. O Kur'an'ı nasıl uyguladıysa, öyle uygulamak ve yaşamaktır.
Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki peygamberler aynı zamanda insandırlar. Kendilerine ait insani özellikler; örf, adet ve yaşantıları vardır. Din dışında, dünyevî meselelerde hata edebilir, yanlış kararlar alabilirler yani kendi nefislerinden konuşabilirler. Ki bunun örneğini Kur'an da görüyoruz.
Peygamberlerin ashabı din konusunda peygamberlerine kayıtsız şartsız itaat ederlerdi. Çünkü bilirlerdi ki onlar din konusunda kendi nefislerinden konuşmaz, Allah'tan gelen vahiyle konuşur, onu aktarır ve gösterirlerdi. Fakat dünyevî meseleler de onu sorgularlardı. Yaptığı şey veya fikri mantıklıysa yaparlardı. Değilse yapmazlardı. Zira bunun örneği de Kur'an'da ve anlatılan siyer kaynaklarında görüyoruz.
"Ey peygamber! Allah’ın sana helâl kıldığını, eşlerini hoşnut etmek arzusuyla niçin kendine haram kılıyorsun (Yasaklıyorsun, bir daha yemem diyorsun)?..." (Tahrim 1)
Bakın bu ayette hz. Muhammed, Allah adına bir helal ve haram belirlemediği halde sırf kendisi için ben bir daha bunu yemem (kendime yasak ediyorum) dedi diye Allah peygamberimize kızıyor. Sizce peygamberimizin Kur'an (Vahiy) dışında hüküm koyar mı? Haşa!
Allah peygamberimize mucize olsun diye ona bazı gaybi bilgileri vahyederdi. Zaten bunu da Kur'anda anlatıyor. Örneğin; Peygamberimiz bazı sahabelerin yanında olmamasına rağmen aralarında ne yaptıklarını ve ne konuştuklarını onlara haber veriyor. Allah bu gayb bilgisini peygamberine vahyediyor ve onu da Kur'an da anlatıyor. (Tevbe 65, Tahrim 1)

Velhasıl bu ahir zaman da Kur’an’a sımsıkı sarılan kardeşim, bak Allah ne diyor:
"Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki (böyle yaparsan) sen dosdoğru bir yol üzerindesin." (Zuhruf 43)

Yazan: Seda Eryiğit



Yorumlar

  1. Allah razı olsun.

    YanıtlaSil
  2. Allah razı olsun kardeşim güzel açıklamışsın bazı kelimelerde yazım hatası var bilgin olsun 🤗 ❤️ 🌹

    YanıtlaSil
  3. Rabbım ilminizi artırsın hak yolunu kolaylastirsin inşallah

    YanıtlaSil
  4. A'râf, 157. Ayet
    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir ayet. Sizin ne niyetle yazdığınızı anladım. Lakin Kur’ana bir bütün olarak bakarsanız ne kadar yanıldığınızı ve sizi kandıran insanların yalanlarını desteklemek için ayetleri nasıl te’vil ettiğini göreceksiniz inşaallah.
      Öncelikle; Resul, Kur’andaki helal olanlara helaldir der haram olanlara haramdır der. Kendilerine göre dinde helal ve haram belirleyemezler zira Resül da olsa öyle bir yetkisi yoktur çünkü hüküm yalnızca Allah’ındır ve bu konuda hiç bir ortağı yoktur. Onlar sadece Allah’ın verdiği hükmü tebliğde eder ve uygulamalı olarak nasıl yapılır onu açıklayıp gösterirler. Ayette de bildirildiği üzere resuller iyiliği emreder ve kötülük men eder yani dine veya topluma uymayan şeylerden insanları men edebilirler, engelleyebilirler veya emredebilirler. Ve bu sadece resullerin değil bütün müslümanların görevidir. Ayette görüldüğü üzere ona vahyedilen Kur’ana uymak ve bu Kur’an hayata hakim olsun diye resule yardım etmemiz emredilmektedir.
      Eğer derseniz resullerde Kur’an dışında dinde helal ve haram belirleyebilir yani hüküm koyabilir o zaman resülü Allaha ortak etmiş olup müşrik olursunuz. Yok eğer derseniz ki peygamberimiz kafasına göre değil, Kur’an dışında gizli vahiy alıyordu o zaman Kur’andaki bir çok ayeti inkar etmiş olursunuz. Zira gizli vahiy alıyordu demek Allah Kur’an dışında da başka ayetler, paralel bir din göndermiş ve onu da Kur’an gibi koruyamamış (Zayıf hadis, sahih hadis, uydurma hadis…) demiş olursunuz yine bir çok ayetlede çelişmiş olarak küfre girersiniz.
      Bu da olmayınca da en son “E namaz kılmayı nasıl öğreneceğiz.” vs. diyeceksiniz. Allah Namaza dair gereken her şeyi yazmış resul de uygulama olarak göstermiş ve buda günümüze kadar yapılagelmiştir.
      Size tavsiyem kulaktan dolma bilgilerle hemen yorum yapmayın. Kur’anı detaylı okuyup, inceleyin ve ayetleri bir bütün olarak anlamaya çalışın. Dininizi sahtekarların eline bırakmayın.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

  HİKMET   Klasik sözlüklerde  hikmet  kelimesinin (çoğulu  hikem ) “yargıda bulunmak” anlamındaki  hükm  masdarından isim olduğu belirtilir; ayrıca “engellemek, alıkoymak, gemlemek; sağlam olmak” mânalarına gelen  ihkâm  masdarlarıyla anlam ilişkisi kurulur. İbn Düreyd’in tesbitine göre Arapça’daki “el-kelime mine’l-hikme” deyiminde geçen hikmet kelimesinde “alıkoymak, gem vurmak, sakındırmak” anlamı daha çok belirgindir. Zira bu deyimle kastedilen şey insanı iyi olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan alıkoyan sözdür. Böyle ahlâkî muhtevalı özlü sözlere hikmetin yanı sıra  hüküm  de denmektedir (Cemheretü’l-luġa, “ḥkm”). Bu iki kelimenin anlamını birbirine daha da yaklaştıran Cevherî, hikmetin ihkâmla bağlantısı sebebiyle  hakîm  kelimesine hem “işleri gereği gibi sağlam ve kusursuz yapan” hem de “âlim ve ilmî hüküm sahibi” mânalarını vermektedir. İshak b. İbrâhim el-Fârâbî ise hikmetin anlamını kısaca “mânaları idrak ...
KUR'ÂNDAKİ TESETTÜR Sözlükte “örtünmek, kuşanmak; başkaları ile kendisi arasına perde koymak, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek” anlamlarındaki  tesettür , terim olarak ilgilileri ve ölçüleri dinen belirlenmiş örtünme yükümlülüğünü ifade eder. Kelimenin kökünü oluşturan  setr , “örtmek, gizlemek, perdelemek, engel olmak” gibi mânalara gelir. Aynı kökten  sitr  gizlenmeye yarayan engel, perde vb. şeyler için ve mecazen “çekinme, korku, hayâ” anlamında kullanılır. Yine bu kökten türeyen  seter  “kalkan” mânasındadır;  setîr  ve  mestûr  mecazen “iffetli” demektir. Bir hadiste Allah’ın sıfatı olarak geçen setîr (sittîr) kelimesi “örten ve koruyan” şeklinde açıklanmıştır.  Tesettür ayetleri ve açıklaması: A’raf Suresi 26. Ayet :   “ Ey âdemoğulları!” Şu bir gerçektir ki size hem çıplaklığınızı örtecek hem de güzel görünmenizi sağlayacak giyim-kuşam (yapma bilgisini) öğrettik. Ama sizi koruyan ve sakınmaya yarayan takva elbi...
ALLAH'IN NÛR'U Allah Nurunu tamamlayacak mı yoksa tamamladı mı? Bunca ayet ortadayken bir ayeti cımbızlayıp, Allah Nurunu tamamlamamış diye ortaya koyup İsa gelecek, Mehdi gelecek, şu gelecek bu gelecek, şöyle olacak, böyle olacak diyerek yıllarca insanları kandırdılar sanki başka kurtuluş yolları yokmuş gibi. Ve tamamlanmış Nurdan uzaklaştırıp Bâtıl şeylerle meşgul ettiler. Nasıl mı? "Onlar ağızlarıyla (türlü yalan ve iftiralarla, şirk ve inkâr sözleriyle) Allah’ın, nurunu söndürmek (yeryüzünde geçersiz kılmak) istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu, tamamlayacaktır. Çünkü müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için resulünü hidayet ve hak din ile gönderen O'dur." (Saff 8, 9) Bu ayete baktığımızda zalimler Allah'ın nurunu söndürmeye çalışıyorlar diyor.  Allah'ın Nur'unu nasıl söndürmeye çalıştılar/çalışıyorlar? "Küfre sapanlar dediler ki: “Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) gürültü edip yaygara...